''yaşantılar, beyinde nöral ağlardır...''

yaşantılar, beyinde nöral ağlardır...
yani sen bir dişiyle ne kadar vakit geçirirsen o kadar nöral ağ yapılır.
fakat, işin bir de hormonal durumu vardır...
sen abaza olduğundan, dişinin yanındayken testesteronun gözüne vurursun ve nöral ağlar daha bir sıkı şekilde örülür neo-korteks'e...
bu kadar nöral ağ sonucunda beyin şöyle düşünür: ''var bir hikmeti ki bu saçma dişi hakkında birçok nöral ağ bulunuyor.''
ancak o senin abazalığını denklemin dışında tuttuğu için böyle bir yanılgıya düşer.
o dişi daha özel algılanmaya başlanır ve ananın anlattığı hikayelerde de her erkek ''aşık olduğu'' için, sen de adını koyamadığın bu olaya ''aşk'' dersin.
oysa ki sadece, beta-omega olmandan dolayı dişinin kalkanlarını yıkıp seni cazibesiyle ve 100 gram etle oynatması olayıdır.
sonra seni gibtir eder ve sen üzülürsün ; nöral ağlar daha da derinleşir.
fakat onu unutmaya kararlısındır ; fakat nöral ağlar yavaş silinir.
unuttuğunu sanarsın, ancak nöral ağlar asla tamamen silinmez...
onu her gördüğünde tekrar hatırlanır ve beyin tekrar canlandırır o anıları.
sen de tekrar aşık olduğunu sanarsın.
aşk acısı budur, bitmez...
tek bir bitiş yolu vardır, onu da altın vuruşla aşacağız.
Devamını Oku »

Cevaplar 2

@511: aktar kafalı, yattığım dişilerin büyük çoğunluğu senin gibi bir betaya vermek yerine ilk deneyimini bir alfayla yaşamak isteyen dişiler...
avrupa'da işler kolay mı ?
arka, inci'de okuduğun avrupa mantığıyla çıkma karşıma.
burada öküzsen, orada tapılacaksın diye bir mantık yok ; hindistan'a uç.
@479: halisünasyon...
bunlar, hiçbir yerde yok ; ne kendini, ne de insanları kandır.
yine de teşekkürler şükran.
@380: alfalar farklıdır.
ben ciddi ve cool fakat kaliteli espri yapan bir karakterde alfaya sahibim.
alfamı sevdiğim için özelliklerini değiştirmedim...
bu senin de aynı alfaya sahip olacağın anlsevgi gelmiyor.
her şey keyfine kalmış...

@512: sol el de iyidir, devam et.
@541: senin kuru arkaüne mi kaldık lan aciz beta ?
@540: o kılıfı zamanında baban kullanmalıydı, lanet olsun dostum.
@536: gibtirme inci sözlüğünü...
ben bu başlık tamamlanınca bu betalarla dolu ortamda hayatta durmam amk.
yani sonuç olarak, teşekkürler şükran.
@552: anan
@553: bir şey anlamayan sensin amk...
o kadar adam değişti, kızlarla buluşma ayarlayan ve bana inbox'tan yazan oldu ; sen hala aktar gibi dikil.
@554: önce ısın, sonra yavaştan koş, sonra yürü, sonra depar at ; ve tekrarla.
h.ı.ı.t egzersizi çok daha iyi işe yarar.
nefesin açılır, beynini oksijen gider.


benim hoşuma gidiyor, ciddiyim bak.
bir tak yiyemeyip bana saygımaları, sonra benim onları sessizleştirmem zevkli oluyor ; size de iyi örnekler oluyor.
yoksa ben o herifleri giblemeden de devam ederim.
ben bu başlığı o tip heriflerin benimle uğraşması için açtım amk zaten...
tek düşmanınızın dişiler olmadığını, aciz betaların da daima olacağını ve sadece dalga geçmeniz gerektiğini illa ki söylemem gerekmiyor ; göstererek de anlatabiliyorum.
Devamını Oku »

''olacağınız adamın tasvirini iyi yapın.''

kendimden biraz bahsedeyim, olacağınız adam tasvirini iyi yapın.
bakın şimdi arkaelek herifler, bazen geceyarısı uyandığımda felan kız arkadaşımı beni izlerken buluyorum.
düşünsenize, hayran hayran bir dişi beni izliyor ; üstelik bir altın dişi...
önceki ''ben''de böyle bir şeyin olması imkansızdı.
dişilerle ilişkilerim bir seviyeden sonra tıkanırdı ; gidemezdim daha fazla...
fakat artık istediğimi gibebildiğimi söylememe gerek yok sanırım.
dişi bir kasiyere para öderken dahi gözlerindeki parıltıyı görmek, hayata gerçekten bağlanma sebebi...
yahut sizi yolda gören ve hiç tanımadığınız tüm dişilerin abaza abaza sizi kesmesi, farklı bir olay...
size kendini ağırdan satan kevaşeler, bana kendilerini gibtirmeye çalışıyorlar.
onlarla ilgilenmem için türlü şebeklikler ve çocukluklar yapıyorlar.
saygılı ve çok da ılımlılar...
kendimden her konuda eminim ; çünkü aksi için bir sebep yok.
bazen bir kafeye gidip 4-5 kişilik dişi gruplarının yanına çekip sandalyeyi oturuyorum ; hepsiyle flört ediyorum.
reddetmek gibi bir şansları elbette yok.
çünkü köpek gibi eğleniyorlar ve cinsel cazibeme kapılıyorlar.
kendine güvenli tavırlarım tahrik ediyor onları...
onlarla dalga geçmem onlara özel hissettiriyor.
ne kadar değersiz olduklarını gösteriyorum ve yapmaya çalıştıkları testleri yüzlerine vurunca da ''nasıl bizi bu kadar iyi tanıyorsun?'' soruları yöneltiliyor bana.
erkeklerle ayrı bir durum var zaten...
ben ortamda yokken yardıran betalar, ben gelir gelmez ses kesiyor ve yanımda alçalıyorlar.
ortamlarda benim istediğim yapılıyor fakat ben bunu kötü bir şekilde kullanmıyorum.
işim gereği sürüyle arkadaşım var ve hepsiyle diyaloğum mükemmel ötesi diyebilirim.
bana güzel pasta-kek-kurabiyeler yapan dişiler oluyor, kabul ediyorum tabii ki...
bu arada huurlar cidden yemekten anlıyorlar.
ortamda aranan adam olmak güzel ; fakat alfa olmak daha güzel...
kendimle alakalı bir güven sorunum asla yok...
beni yeni gören dişiler 40 yıllık dostmuşuz kadar samimi oluyorlar bana karşı ; çünkü özlemişler bir alfayı, belli bu...
bunlar yazıyla anlatılanlar ve sadece ağzınıza bal sürmek amacıyla anlattığım küçüçük bile denemeyecek bir bölüm.
kendiniz tecrübe edeceksiniz zaten.
Devamını Oku »

''bu durumda hiçbir kız %100 bizim olamaz.''

hani kızlarda bir tutarsızlık olur ; bazen tavırları değişir...
ne olduğunu anlamazsın ve bara gidip içmeye başlarken ''bu kadınları anlamak imkansız dersin.''...
kadınlarda zaten odaklanma problemi vardır...
yani sekse bile odaklanıp kendilerini adam gibi boşaltmayı bir türlü beceremezler.
bu nedenle bir ilişkideyken size odaklanamazlar, geçmiş ilişkilerini de ister istemez düşünürler ; düşünmenin en çok olduğu zaman tavırları değişir...
bu bilgilerden sonra küçük ekleme yapıyorum:
''bu durumda hiçbir kız %100 bizim olamaz.''
aynen öyle...
o sizinleyken bile eski sevgilisini düşünür, onunla yaşadıklarını hatırlar...
sizinle yiyişirken onunla nasıl yiyiştiğini düşünür...
işte bu nedenle sinsidir, onu özlemesine rağmen öyle manyak rol keser ki, size aşık olduğunu sanarsınız...
erkek milleti bu çağda sürekli olarak kandırılıyor...
gerek annesi, gerek sevgilisi, gerek dişi arkadaşları tarafından...
bu dönemde dişiler müthiş bir ittifak halindeler ve siz hala bunu anlayamadınız, bu nedenle amınıza çakim...

dalga geçin, kullanın, iyi zaman geçirin, yapacağınızı yapın ve atın.
fazlasını haketmiyorlar... 
Devamını Oku »

''alfa dediğim olgu...''

alfa dediğim olgu, bilinçaltınıza ekilen taktikler-beden dili makyajları-sürekli cazibe yayma üçlüsünü tetikleyip otomatik olarak kullanan olgudur.
bu olguyla para kazanabilirim...
fakat eğer birçok insanın hayatını değiştirirsem, işte o zaman iyilik yapmış olurum.
burada şöyle bir potansiyel var: birisi, kesinlikle bir dişiyle alakalı taktan bir durum yaşamış.
terkedilmiş olabilir, aşağılayıcı bir şekilde reddedilmiş olabilir.
iyilik yapma amacım hem üzülmeye değmeyecek, hem de basit olmalarını sizlere göstermek...
zaten sonrasında da intikamınızı fazlasıyla alabileceksiniz...
yazımın başında ''yatmak istediklerinizi sıralayın'' demiştim.
ciddiydim ve hala ciddiyim.
Devamını Oku »

''o sizi, ''siz olduğunuz için sevmez, sevmeye programlandığı için sever.''

bakın beyler, bunu duyduktan sonra çoğu kişinin okumayı bırakacağını tahmin ediyorum.
umarım yanılmam da basit mantalitelerden kurtuluruz hep beraber...
anlatıma geçiyorum.
anneniz, çilekeş ve garip anneniz, güzel ve iyi anneniz sizi ne kadar da sever, değil mi ?
o sizi, ''siz'' olduğunuz için sevmez güzel karşlerim, sevmeye programlandığı için sever.
kadınlarda seks isteği ve mutluluk hormonu benzerdir.
yani bir kadını mutlu ederseniz, sekse susar ; bu bakıma bizden bayağı bir farklılardır.
bu hormon salgılandığında beyin, hormon salgılandığı an muhatabınız olan kişi hakkındaki verileri çok daha iyi kaydeder; çok daha hızlı ve derin bir şekilde sinaptik noktalarda nöral ağlar inşa edilir ve o kişinin bu hormonu salgılattığı kanısına varılır...
işte amın oğlu estebanlar, bu ''bağlanma'' oluyor.
''biz kızı kendimize nasıl bağlarız?'' sorusunun cevabı...
şöyle bir deney var, bir yerde okumuştum fakat deneyin adını ve doktorun adını unuttum...
bir kadına bu hormondan bol miktarda enjekte ediliyor ve kadın karşısındaki erkeğin üzerine atlayıp onunla sevişmeye başlıyor...
aşk, hormonal ve elektriksel bir olaydır ; hayatın iki büyük ilüzyonu vardır biz insanlar için : aşk ve masumiyet; ikisi de kadınların en büyük silahlarıdır amına çakim arkadaşlar...
aşk dediğiniz şey şu kadar basit : yine bir deney yapılıyor. daha önce tanışmamış bir kadın ve erkek yaklaşık yarım saat çok özel anılarını konuşuyorlar. beyin o sırada kafayı yiyor amk...
''bu kim?'', ''niye bu verileri paylaşıyoruz?'' gibi ...
nöral ağların amına koyuluyor, ağlar sık ve derin bir şekilde işleniyor, bahsettiğimiz hormon salgılanıyor.
sonra ise deneklerden 10 dakika boyunca hiç konuşmadan birbirlerinin gözlerine bakmaları isteniyor...
bu denekler şuan evli koç taşakları sizi...
beyin 3 bölümdür :
r-kompleks, hayatta kalmanızı sağlar, refleksler ve diğer organizmayı ilgilendiren olaylar buradadır ve tüm sistemin yetkisini alabilir...
limbik : duygusal beyindir, duygular buradan yönetilir vesaire...
neo-korteks : düşünce, mantık, nöral ağlar, sinaptik noktalar... sizi siz yapan her şey buradadır...
beyin hakkında detaya girersem, yıllar sonra mezardan yazmak zorunda da kalabilirim ; o nedenle siktir edin.
olayı annenizin sizi sevmesi için programlanmasına bağlarsak: kadın hamileyken bu hormon öküz gibi salgılanıyor, çevre baskısı da var, ''ben çocuğumu sevmeliyim, anneler böyle yapar, annem de bana böyle yapmıştı'' düşüncesi var, psikolojik olarak kendisini şartlaması var derken nöral ağlarla da pekiştiriliyor bu...
östrojen hormonu da salgılanınca artık kadın tamamen hazır oluyor...
sonra kadın çocuğunu doğuruyor, doğum esnasında da olay aynı.
çocuğunu gördüğü an hormonlar çok daha büyük bir yüzde ile salgılanıyor ve programlanma gerçekleştiriliyor...
genlerle de alakası var tabii ki bunun ama hangi derecede bunu bilemiyoruz...
babanız sizi siz olduğunuz için sever, annenizin ise sizi sevme sebepleri arasında ''siz'' en son sırada bile değilsinizdir.
''babalar iyi, anneler kötü'' demiyorum tabii ki, misal olsun diye verdim.
eğer birdaha yazarsam kadınlarda ''alfa erkeği'' ve erkeklerde ''altın kadın'' konusuna değineceğim ; hatırlatın amk...
ergenlik ve sonraki gelişim evrelerini erteledim, hatırlatın.

not: beyler, bu yazılardan hiçbir halt anlamasanız dahi okuyun ; sizi ilgilendirmediğini düşünseniz dahi...
olumlu yönde değişeceksiniz ve bunları hissedeceksiniz...
bu yazıları akademik kitaplarda okusanız bile kimse size benim gibi işin özünü vermez.
prof olduğunu kanıtlamak için ağır bir dille yazar hiçbir şey anlamazsın ; ben bunu aşmaya çalışıyorum sizler için...
bu yazdıklarımın hepsi bilimsel olaylardır, hepsi yapılan deneyler sonucu ortaya çıkmıştır.
bu yazı dizisinden sonra kızların toplum tarafından sizlere ne kadar abartıldığını göreceksiniz.
ne kadar usta yalancı olduklarını ve ne kadar ustaca rol kestiklerini ben sizlere aktarınca onlara farklı bir gözle bakacaksınız...
unutmayın dostlar!
hayatın iki büyük ilüzyonu vardır bizler için : aşk ve masumiyet...
ikisi de kadınların erkeklere karşı kullandıkları kitle imha silahlarıdır...
neden kızlar sürekli birbirleriyle didişir, sürekli kavga ederler biliyor musunuz ?
çünkü bu iki silah hemcinslerine etki etmez ve onları erkekler gibi etki altına alamazlar...
bunun sonucunda da tartışmalar ve kavgalar, kıskançlıklar ve düşmanlıklar olur...
umarım üzerine biraz düşünürsünüz...
Devamını Oku »

''Kız Çocuğu Evresi''

şimdi dişilerin gelişim evrelerine bakalım...
buralar gerçekten çok önemli, bir kızın ''türk kızı'' mı yoksa normal bir dişi olacağı mı buradan çıkar ortaya...
tarafsızca okumaya çalışın ki empati kurabilesiniz...
şunu da belirteyim : dişilerden asla erkek bireylerin rahatlığına sahip olmalarını beklemeyin.
çünküsünü aşağıda arayın artık...
genelleme olarak kız çocuğu:

bebeklik:
-doğduğu zaman erkekte olduğu gibi direk olarak gib fotoğrafı çekilmez, çünkü gibi yoktur.
bazı feminizm duygularını içlerinde bir yerlere itmiş olan anneler tarafından onların da çıplak fotoğrafları çekilebilir.
-genleri gereği biraz pısırık ve uyumludur. erkek bireydeki hiçbir pis, leş, kavgacı hareketleri göstermez ; istisnaları vardır, o istisnaların ileride fok balığı gibi burma bıyıkları olur.
-usülen altını takılır, ilk günler biraz iplenir ; sonra unutulur...
-erkekteki sonuna kadar özel olma olayı ona asla hissettirilmez...
-kırdığı en küçük bir camda, yaptığı tek sakarlıkta azar işitir yahut tavırla karşı karşıya kalır.
-misafirliğe gidildiğinde annesinin dibinden ayrılamaz.
-yaptığı küçük yaramazlıklardan dolayı annesi beynini gibip ceza verirken, başka ebeveynlerin erkek çocuklarına çok daha fazlasını yapmalarına rağmen bi halt söylemediklerini görür. buraya dikkat : hayatındaki en büyük tokadı burada yer ve erkek düşmanlığı bu noktada başlar beyninde bir savunma mekanizması olarak...
-dünyayı tanıma aşamasında erkekten neredeyse 10 adım geridedir.
liste devam edebilir ve uzar gider...

ilk çocukluk:
-arsızlık ya hiç yapmaz, ya da çok yapar ve dayakla terbiye edilmeye başlanılır.
-erkeklik ve dişilik kavramını anlamaya başlar ama bu konuda erkek kadar rahat davranamaz ve en küçük olayda bile terslenebilir. en büyük olmasa da büyük tokatlardan birisini bu noktada yer...

orta çocukluk:
-aşırı derecede özgüven ekgibliği nedeniyle ya dersleri ''yapamam'' mantığı ile hiç umursamaz, ya da aşırı umursar...
-maalesef daha sosyal olamaz, en fazla yanında kuzenlerle parka çıkar.
-ailesiyle erkek gibi çatışamaz, babası ağzına sıçar ve arkaünün üstüne otutturur.
-ergenlik dönemine girmesi olasıdır ve erkeklere olan ilgisi artar. fakat belli edemez ve özgüveni daha çok gibilir. erkekten gelen her türlü mesaja toplumdan korkuğu için ters yanıt verir ve daha önce erkeklere yazdığım şu madde ortaya çıkar:
''kızlarla arasında düşmanlık ve kavgalar başlar ; çünkü ilk defa ciddi iletişimlerini yaşar ve her söylediğine ''eyvallah'' denmeyeceğini öğrenir... burada hayatının en büyük tokatlarından birisini yer... ''
şimdi ''her türlü sorun doğrudan ya da dolaylı oalrak dişilerle ilgilidir.'' dememin nedenini anlıyorsunuz, değil mi ? daha birçok örneği olacak, dert etmeyin...

ileri çocukluk:
-adet gibi bir olay yaşar ama ailesiyle paylaşamaz ; annesiyle paylaşsa dahi biraz terslenir ve mesafeyi hisseder.
-taktan kişiliği oturur.
-kendi yolunu çizip bu taktan dünyada ayakta durmaya yahut kendisini kurtaracak erkeğini hayal etmeye başlar.
-ergenliğe girmiş olabilir fakat yaşıtları onun egosunun günlük isteklerini karşılayamaz çünkü hala taso oynuyor ve dünyanın en iyi futbolcusunu alex de souza sanmaktadır... hayatının en büyük tokatlarından birisini de burada yer...
-beyindeki erkeklere karşı savunma mekanizması yerini feminizme bırakmaya başlar.
-erkeklerin onunla ilgilenmesi hoşuna gider ; fakat henüz bir arka kalkıklığı yoktur.

ulan burada da açık olarak görülüyor ki, kızların önüne birçok seçim çıkar ve sürüyle kombinasyonla karşınıza gelirler...
asla kitle imha silahı işe yaramaz ; onları bitirmek için mantığınızı sonuna kadar çalıştırıp karakter analizi yapmak zorundasınız...
işte bu yüzden ''alfa olun'' diye bağırıyorum.
alfa karakteri, bu analizleri sizin yerinize yapar ve verdiğim taktikleri sizin yerinize uygular.
siz bunun farkına bile varmazsınız...


Devamını Oku »

''sana sevgililerinden bahsederse direk tersle, yoksa arkadaş öteye gidemezsin.''

''sana sevgililerinden bahsederse direk tersle, yoksa arkadaştan öteye gidemezsin.''
aramızda bir muhabbet olacak demiştim.
alın size bir taktik misalen...
mucizeler beklemeyin bu taktikten, sadece öğrenin ve büyük ölçüde değişimi görün.
evet, sevgililerinden bahsettirme dişiye...
hiçbir erkekle alakalı konuşmasın seninle hatta.
''benimle konunun bir ilgisi yoksa, saçma erkek fantezilerini kendine sakla'' de ve dalga geç.
birdaha yapmayacaktır.
bu aslında bariz ve basit bir ''test''tir.
dişi, onu eş olarak düşünüp düşünmediğinizi test eder ve size olayları açar.
bu test tabii ki bilinçaltından gelir ve gerizekalı ne yaptığının farkında bile değildir aslında...
sen böyle diyerek ''kendinden emin, özgüvenli, küstah'' imajını çizersin ve kıskançlıkla alakalı hiçbir şey yapmaman dişiyi ''başka dişiler var .s.s'' gibi düşünmeye iter.
fakat, fakat, fakat...
ben bunları taktik olsun diye paylaşırım ; ancak size olacaklarla zaten bu taktikleri kendiliğinden uygulayacaksınız amk...
yalnız yine de arada sırada diyaloglu paylaşırım isteğe göre...
istek dediysem, kendi isteğimden bahsediyorum.
Devamını Oku »

''erkek, bunun için yaratılmıştır.''

şöyle düşünün: her erkek aynı ister istemez...
hepsi de farklı olmaya ıkınıp dişilerin dikkatini çekmeye çalışıyor.
bu da onları aynı kılıyor.
her erkeğin arzuları arasında ''liderlik etmek ve en iyiyle çiftleşmek'' yatar.
erkek, bunun için yaratılmıştır.
dişiler de ''liderlik edene ver'' mantığıyla hareket ederler.
dişiler, alfaya vermek için yaratılmıştır.
fakat ortalıkta alfa erkek yoksa, dişi kimseye vermez.
türk kezbanları diye adlandırılan grup işte bu nedenle vermez.
haklıdır da...
yaratılışına terstir ve doğru olanı yapmak için yaratılmıştır.
buradaki ''liderlik etme'' olayını ''önderlik et beybiiii wuhuuuuu'' felan gibi anlayan barzolar çıkacaktır.
olay daha farklıdır...
çünkü dişi ve erkekler farklı olgular çıkarırlar olaylardan...
senin söylediğin x, dişinin birinde y, diğerinde z, diğerinde ise ğ olabilir.
fakat bir kesişim noktaları vardır ve biz bunu kullanacağız.
olmadı, gbosadam'ın ıkınıp yapamadığı ve pandora's box'u çevirmekten öteye geçemediği gibi dişileri tiplere de ayırıp olayı halledebilirim.
fakat öncelikle mutlu olmak ve hayat şartları nedeniyle alfa olmak zorundasınız.
Devamını Oku »

Cevaplar 1

@131: yani sen böyle yazınca mahallenizde olduğu gibi ergenler ''off nasıl kapak yaptı'' felan mı diyecekler ?
yoksa ben senin bu acizce ithamından etkilenip yazmayı mı bırakacağım ?
ya da sana saygımamı felan mı bekliyorsun ?
sen bir betasın ve sana yakışanı yaptın ; artık görevini tamamladığına göre, fazlalık yapmana gerek kalmadı.
teşekkürler şükran...

@132: ''evet, haklısın.
ilgi uyandıracağım ve inci sözlük'ün senin gibi mantalite olarak abaza betalarının benim egomu yükseltmelerini bekleyeceğim.''
dememi mi bekliyorsun ?
hayır, annenin sözünü dinle ve bir beta olarak kal ; okuma bu yazıyı da, git cinsel içerikli başlık takip et.
senin gibi acizler yüzünden buradaki insanlar potansiyellerini inkar etmezler ; sadece bir istatistiksin ve artık sana gerek yok.
doğa böyle işliyor beta...

@134: seni ''en kolpa laflarla kız tavlama taktikleri'' adlı başlıklara alalım.
2. madden doğru, lafım yok.
senin üzerinden de doğruluğu belli oluyor...
ben çoğu kez her yazımda altyazılı olarak bilinçaltını hedef aldığımı, okuyanın sadece özümsemesi ve genelkültür olarak alması gerektiğini ; değişimin zaten kendiliğinden geleceğini belirttim.
fakat yapabileceğim bir şey yok, anlatabildiğim şuan karşımdakinin anlayabileceği kadar...
''fındık kadar şey anlatamadın daha. ''
''karıya böyle yaklaşın, sevgi döner bandaldolyo çakın ve harakiri yapın'' felan gibi taktikler beklediğini biliyorum fakat bir şey okuyarak kız tavlayamazsın.
evet, acı gerçek bu...
zaten ben burada kız tavlamayı öğretmiyorum ; ben burada insanlara alfa olmalarını, zaten getirisi olarak da dişileri her ortamda cezbedeceklerini belirtiyorum ve bu konuda pozitif nlp yapıyorum.
''enelpi pıraktişır''ların yaptığı para tuzağı ve işe yaramaz nlp'den bahsetmediğimi de anlamadığını biliyorum ; fakat üstelemeyeceğim.
takip edersen, senin hayatın değişecek.
etmezsen, sen halen beta olacaksın ; ben ise halen alfa...
yani parazit yapmana hiç gerek yok.
fakat en azından görüşlerini belli etmen adına teşekkürü borç bilirim.
teşekkürler.

@136: alfa olmak övünülecek bir durum değildir.
yani alfa olarak ben bununla övünmem...
zaten övünmek için söylemediğimi beni takip edenler biliyor.
basit abazalara kendimi övsem yahut çok taşşaklı birisine kendimi övsem, hiçbir şey değişmez ; ben bunun ayırdındayım.
''milleti aşağılamazsın''
bak yine yarası olan gocunuyor.
seni anlatmam sana koyduysa ve annen seni müthiş bir şekilde törpülediyse, sen de değişim istemiyorsan, o halde benim yapacaklarım tükendi demektir.
kısacası, gidebilirsin.
mümkünse okuma.


@148: olay da bu zaten...
ben onlarla tartışmaya bilerek giriyorum ; eğlence diyebilirsin.
güvenirlilik felan gibimde değil.
ben canımın istediğini yaparım ve isteyen bana güvenir ; okur.
bu olay bir süreç ve mantık altyazıda...
sen bana güven sadece...
ayrıca söylediklerin çok erdemli sözler, takdir ettim.
ancak dikkatlice bakarsan, onların eleştiri değil, saldırı olduğunu görürsün.
Devamını Oku »